|
KÖROĞLU Bolu denildiğinde akla ilk gelen; Köroğlu’dur. 16. Yy. sonu ile 17. Yy. başlarında yaşayan Köroğlu’nun asıl adı Ruşen Ali’dir. “ Hey hey, benden selam olsun Bolu Beyi’ne...” diye başlayan pervasız haykırışı ve haksızlığa başkaldırışını anlatan hikayesi şöyledir: Bolu Beyi bir at meraklısıdır. Seyisi olan Yusuf’u, güzel ve cins bir at aramaya gönderir. Yusuf ileride mükemmel bir at olacağına inandığı gösterişsiz bir tay bulup getirir. Bolu Beyi tayı beğenmez ve Yusuf’un gözlerine mil çektirerek yanından kovar. Yusuf köye döner ve olanları oğluna anlatır. Oğlu Ruşen Ali babasının intikamını almak için dağa çıkar. Ruşen Ali, Köroğlu diye anılacak, babasının öcünü almak, zalimliklerinin hesabını sormak için Çamlıbele otağ kuracaktır. Yurdun dört bir yanına kadar dağılan mücadelelerle, Köroğlu zalimlerin korkulu rüyası haline gelecektir. Köroğlu’nun mücadelesi “delikli demir” icat olup da “ mertlik bozuluncaya “ kadar sürer. Sonuçta, her halk kahramanında olduğu gibi Köroğlu da fani dünyadan göçer, gönüllere girerek, dilden dile anlatılan bir efsane haline, destan haline gelir. Hey hey efeler hey hey Benden selam olsun Bolu Beyi’ne Çıkıp şu dağlara yaslanmalıdır. At kişnemesinden, kargı sesinden Dağlar seda verip seslenmelidir. Ben bir Köroğluyum dağda gezerim Esen rüzgarlarda hile sezerim. Demir külünk ile başın ezerim. Dağlar seda verip seslenmelidir. Asker geldi sıra sıra dizildi, Alnımıza kara yazı yazıldı. Delikli demir icat oldu mertlik bozuldu, Eğri kılıç kında paslanmalıdır. Köroğlu düşer mi, acep şanından Çoğunu ayırır er meydanından, Kır at köpüğünden, düşman kanından Çevrem dolup şalvar ıslanmalıdır.
|